M. Faik GÜNGÖR

tarih31.07.2013 10:50 — Şiirler,

NERDEYİM

Yeşeren bir alevim yılanların dilinde

Lodos yemiş dalganın kan damlayan sesinde

Zikrullahı nakşedip Mevlâna¢nın neyinde

Pervane olup aşka dönüldüğü yerdeyim

 

Kaç asır geçti bilmem hâlâ arar dururum

Güneşin saçlarını dehlizlere vururum

Ya ben yâri bulurum, ya erir kaybolurum

Bakışın otuz dişi çürüttüğü yerdeyim.

 

Yakubî hıçkırıkla galip geldik zamana

Sabr-ı Eyyüp elinde dertler gelir amana

Rüyalar yormak için döner yollar zindana

Sevda ile dağların delindiği  yerdeyim.

 

Çağın karanlığına nur damlayan kalemin

Sırrında açan güle secdeye varır zemin

Karınca çığlığında saklı duran âlemin

Kora düşmüş buz gibi çözüldüğü yerdeyim.

 

Çatlar zaman kozası aralanır perdeler

Ayrışır bütün renkler, ayna tutar gölgeler

Öyle bir demdir ki o, her can "vay-nefsi" meler

Utancın lime lime döküldüğü yerdeyim.

 


GÜNEŞİN İKİ YÜZÜ

Buhurdan bakışların çiselesin gönlüme

Yırt zaman perdesini götür beni dünüme

 

Yollarda seni bekler gül muştulu kokular

Seni söyler her şarkı, kilimlerde dokular

 

Müjdesi ol baharın, mecnunlara pusula

Derd-i Eyyüb'e sabır, tebessüm ol yoksula

 

Güzelliğin okunur aynanın sanatında

Sana taşır renkleri kelebek kanadında

 

Hangi bülbül lal olmaz işitir de sesini

Efsunlu gözlerinde dara çekse nefsini

 

Dağlara diz çöktüren asi dalgalar diner

Senin yüzdüğün suya serin uykular siner

 

Gülücükler yeşerir, sürgün verilir derde

Nebülözler  utanır  senin olduğun yerde

 

Sırlarını şairin şiirle hece hece

Yoğurmak bana düştü ayın küstüğü gece

 

Bağ-ı İrem'de  hasret, böğürtlendir derdiğim

Çöllerin serâbıdır yıllarımı verdiğim

 

Teranesi çalınır içimde yalnızlığın

Acısıdır benimki susuz kalmış balığın

 

Düşünceler beynimde gem vurulmuş birer at

Sırların yumağında kördüğüm kaldı hayat

 


KİMLİK

Arzın yücesinde bir ilçedeniz

Yıldızlar sağımız solumuz bizim

Vatan için serden geçenlerdeniz

Düşmana balyozdur kolumuz bizim

 

Sorun bizi dağ deviren yellerden

Kılıçlara kıyam duran sellerden

Korkumuz yok Ebrehe'den, fillerden

Ebabil taşıdır dolumuz bizim

 

Göğün kuşağına takıp kemendi

İndirdik dünyaya on altı rengi

Şahlanırız il il görende cengi

Köroğlu doğurur Bolu'muz bizim

 

Bülbüle ses verdik, kartala kanat

Rüzgârla yarışır bindiğimiz at

Ceyhun bir yanımda,ötemde Fırat

Maşrikten mağribe yolumuz bizim.

 




Bir önceki konu başlığımıza göz atmak isterseniz tıklayınız : Bağurcan